Mirastan mal kaçırma veya hukuki adıyla muris muvazaası sebebiyle tapu iptal ve tescil davası nasıl açılır, muvazaanın yani mal kaçırmanın davada ispatı nasıl olur gibi konularda sıkça sorular gelmektedir. Muvazaanın tanımını, bir hukuki ilişkide tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla bilerek ve isteyerek gerçek iradeleri ile beyanları arasında uygunsuzluk yaratmak suretiyle yaptıkları, görünüşte geçerli ama gerçekte geçerli olmayan işlemler şeklinde yapabiliriz.

            Toplumumuzda sıkça görülen şekliyle; murisin, vefat etmeden önce yalnızca bir çocuğuna taşınmazların bırakılması ve tescili neticesinde hakları zarar gören mirasçılar tarafından muvazaa nedeniyle tapu iptal ve tescil davası açılabilir.

Muvazaa ikiye ayrılır, bunlar mutlak muvazaa ve nispi muvazaadır. Mutlak muvazaada taraflar herhangi bir işlem yapmak istemedikleri halde hak sahiplerini yanıltıcı gerçekte olmayan bir işlem yapmatadırlar. Nispi muvazaada ise, taraflar arasında bir görünürde işlem bir de gerçek olan hukuki işlem söz konusudur. Nispi muvazaaya örnek vermek gerekirse, taraflar arasında aslında bir taşınmazın bağışlanması söz konusu iken tapuda satış işlemi göstermeleri durumunda nispi muvazaadan söz etmek mümkündür. Mutlak muvazaada tek bir işlem söz konusu iken nisp muvazaada iki farklı işlem söz konusudur.

Muris muvazaasında miras bırakan ölümünden kısa bir süre önce diğer mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla taşınmazlarını yalnızca bir mirasçıya devretmektedir. Bu durum geçmişte ülkemizde sıklıkla kız çocuklarını mirastan mahrum bırakmak amacıyla erkek çocuklara devir ve temlik yapılması şeklinde görülür.

Muris muvazaası sebebiyle tapu iptal ve tescil davası, kanunda yer almasa da Yargıtay’ın yerleşik içtihatları neticesinde günümüzde sıkça açılan bir dava türüdür. Yargıtay Büyük Genel Kurulu’nun 1974 Tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı’nda:

 «Bir kimsenin; mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla, gerçekte bağışlamak istediği tapu sicilinde kayıtlı taşınmaz malı hakkında tapu sicil memuru önünde iradesini satış doğrultusunda açıklamış olduğunun gerçekleşmiş bulunması halinde, saklı pay sahibi olsun ya da olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılarının, görünürdeki satış sözleşmesinin TBK m. 19 hükmü gereğince muvazaalı olduğunu ve gizli bağış sözleşmesinin de şekil koşulundan yoksun bulunduğunu ileri sürerek dava açabileceklerine ve bu dava hakkının geçerli sözleşmeler için söz konusu olan tenkis ve mirasta denkleştirme davalarının sağladığı haklara etkili olmayacağına» karar verilmiştir.

 Muvazaa işlemine karşı, Türk Borçlar Kanunu’nun 19. Maddesindeki mutlak butlanla batıl olan işlemlere ilişkin işlemin iptali talebiyle dava açılması mümkündür.

Muvazaa sebebiyle tapu iptal ve tescil davasını; hak sahibi olanlar yani yasal mirasçılar ve atanmış mirasçılar açabilir. Davanın davalı tarafı, taşınmaz üzerine tescil edilen ve halihazırda üzerine kayıtlı olan kişidir. Muvazaa sebebiyle tapu iptal ve tescil davasında, muvazaanın davayı açan tarafından ispat edilmesi, tescilin hukuki olmadığı yani yolsuz tescil olduğunun ispatlanması önemlidir. Tapu iptal ve tescil davasının kabulü halinde, tescil işlemi geriye dönük olarak iptal edilir.

Muvazaanın ispatı için, murisin mirasçılardan mal kaçırma kastıyla hareket ederek taşınmazı tescil ettiirdiğini ispat etmek gerekir. Bu durum tanık dahil olmak üzere her türlü delille ispat olunabilir. Eğer muris tarafından yapılan devir ve tescil işleminde mirasçılardan mal kaçırma amacı yoksa burada muvazaadan bahsetmek mümkün değildir. Örneğin muris, sağlığında mirasçılar arasında adil bir paylaşım yapmışsa ve mirasçılar buna karşı çıkmamışsa burada muvazaa söz konusu olmaz. Aynı şekilde, ölümünden önce kendisine bakan çocuğuna duyduğu minnet duygusu sebebiyle bir veya birkaç taşınmazını o çocuğuna devretmesi halinde muvazaadan söz etmek mümkün değildir. Yargıtay’ın içtihatları da bu yönde olup, burada önemli olan kıstaslar, devredilen taşınmazın değeri veya miktarıdır. Özetle miras bırakanın mal kaçırma amacıyla mı ypksa minnet duygusuyla mı hareket ettiği hususunun davada açıklığa kavuşturulması gerekir. Aynı şekilde eşler arasında yapılan bir mehir sözleşmesi gereğince taşınmazın miras bırakan tarafından eşine devredildiği durumlarda da Yargıtay muvazaa iddiasının ve tapu iptal ve tescil talebinin kabul edilmeyeceği yönünde kararlar vermektedir.

Muris muvazaası sebebiyle tapu iptal ve tescil davasında zamanaşımı söz konusu değildir. Hak sahipleri taşınmazın devrini öğrendikleri tarihte bu davayı açabilirler. Muvazaa sebebiyle hak kaybına uğrayan mirasçılardan her biri miras payları oranında tapu iptal ve tescil talebiyle bu davayı açabilirler. Tescil işleminin tamamının iptali talep edilecekse diğer mirasçıların da davaya dahil edilmesi gerekir.

Mirasçılardan biri yapılan tescil işlemine karşı dava açmayacağı yönünde yazılı bir beyan vermişse bu beyan mirastan feragat anlamına geleceğinden bu durumda da yazılı beyan veren mirasçı tarafından muvazaa sebebiyle tapu iptal ve tescil davası açılamaz.

Muvazaayı yapan taraflar Türk Medeni Kanunu’nun 2. Maddesinde düzenlenen iyi niyet ilkesi uyarınca;  kendi muvazaasından yararlanamazlar.

Muvazaa sebebiyle tapu iptal ve tescil davalarında görevli mahkeme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yetkili mahkeme taşınmazın veya birden fazla taşınmaz söz konusu ise taşınmazlardan birinin bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.

Muvazaa sebebiyle tapu iptal ve tescil davaları, hukuki bilgi gerektiren teknik davalar olduğu için bu konuda uzman bir avukat aracılığı ile bu davaların takip edilmesini öneririz.