Günümüzde banka sistemlerindeki gelişmeler ve cep telefonlarından bankaların uygulamaları üzerinden gerçekleştirilen işlemlerde kimi zaman müşterinin rızası ve bilgisi dışında para transferi işlemlerinin yapıldığı veya kredi kartlarından bilgi sışında alışveriş yapıldığı görülmektedir. Peki bu durumda yapılan işlemler sebebiyle bankanın bir sorumluluğu söz konusu mudur? Bu makalemizde bankanın bu tip işlemlerden dolayı sorumluluğunun olup olmadığına değineceğiz.

Bankanın Maddi ve Manevi Tazminat Sorumluluğu

            Banka hesabından müşterinin bilgisi ve onayı dışında para transferi (EFT,havale vb.) yapılması durumunda bankanın tazminat sorumluluğu doğabilmektedir. Bankaların müşteri (davacı) kişisel bilgilerinin kullanıcı bilgisayarı ile banka sistemi arasında üçüncü kişilerin eline geçmemesi için, sistemlerinde tüm dünyada kullanılan 128 bit’lik SSL şifreleme tekniğinin kullanılması, bu nedenle şifrelenerek giden kişisel bilgilerin iletişim ortamında ele geçirilip çözülmüş olması ihtimalini engellemesi, müşterinin cep telefonuna işlemle ilgili onay mesajının ve kredi kartı ile alışverişlerde onay şifresinin gönderilmiş olması gerekmektedir.

            Bankaların bu durumlarda ağırlaştırılmış özen yükümlülüğü bulunmaktadır ve müşterinin bilgisi dışında ve kusuru olmaksızın yapılan para gönderme işlemlerinde bankanın maddi ve manevi tazminat sorumluluğu söz konusu olacaktır. Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede aynı veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür(4491 Sayılı Kanun ile değişik 4389 Sayılı Bankalar Kanunu’nun 10/4 ve 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61. maddesi). Bu tanımlamaya göre mevduat sözleşmesi kendine özgü bir sözleşmedir.

Türk Borçlar Kanunu’nun 306. ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir.

Müşterilerin banka hesaplarından bilgisi dışında yapılan ve usulsüz olan işlemlerin gerçekleşmesinde, ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir. (Yargıtay 11. HD’nin 25/11/2019 Tarih, 2019/719 Esas ve 2019/7466 Karar)

Yargıtay’ın ve istinaf incelemesi yapan Bölge Adliye Mahkemelerinin güncel kararlarında; bankaların bir güven kurumu olarak kabul edilmesi gerektiği ve müşterinin kendi hesabından bilgisi ve kusuru dışında yapılan EFT, Havale gibi işlemlerden doğan zararının banka tarafından tazmin edileceği belirtilmektedir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi43. Hukuk Dairesi’nin E. 2020/35K. 2020/346T. 26.11.2020 Tarihli kararında da bu yönde hüküm verilmiştir.

‘’Dava dışı üçüncü kişilerce davacının cep telefonuna uzaktan erişim ile SMS yönlendirmesi yapılarak, bankalar tarafından gönderilen ve içerisinde onay şifresi bulunan dinamik şifre SMS’lerini kendi telefonlarına yönlendirmek suretiyle yaptıkları para transfer işlemlerinden, internet bankacılığını müşterilerine özendiren davalı bankanın kendisine emanet edilen mevduatı koruma özel yükümlülüğü gereğince; internet bankacılığı işlemlerinde kimlik doğrulaması yaparak işlemini gerçekleştiren kişinin hesap sahibi/müşteri olup olmadığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit edilmesi, gelişen dolandırıcılık yöntemlerine karşı, bunları önleyici gerekli altyapının sağlayarak güvenlik önlemlerini alınması mevduatın korunabilmesi için bir zorunluluktur. Bankalar, özel yasa ile kurulan ve kendilerine alanlarında çeşitli imtiyazlar tanınan, topladıkları mevduatı ve katılım fonlarını sahteciliklere karşı özenle korumak zorunda olan kuruluşlardır. Bankalar sahip oldukları bu vasıfları sebebiyle bankacılık işlemlerinin güvenilen tarafı konumundadırlar. Bu durum, bankaların bir güven kurumu olarak kabul edilmesini ve bankanın sorumluluğunun özel güven sebebiyle ağırlaştırılmasını gerektirir.

O hâlde, bankalar, ağırlaştırılmış sorumluluğun bir gereği olarak objektif özen yükümlülüğü altında bulunmakta olup, buna karşılık hafif kusurlarından dahi sorumludurlar(Yargıtay HGK’nın 16/06/2020 Tarih, 2017/19-3092 Esas ve 2020/400 Karar sayılı ilamı). Davalı banka, 38.000,00 TL’lik EFT işleminden önce davacının GSM numarasından aranarak teyit alındığını ispatlayamadığı gibi, davacının bankacılık sözleşmesi gereğince şifre ve diğer güvenlik bilgilerini paylaşmamak şeklindeki yükümlülüğün ihlal edildiği hususu da ispatlanabilmiş değildir. Davaya konu para transferlerinin gerçekleşmesinde davacıya atfedilebilecek müterafik kusur bulunmadığından, davalı banka davacının maddi zararından sorumludur. Bu nedenle ilk derece Mahkemesi’nin EFT bedelinin tahsili isteminin reddine ilişkin kararı yerinde görülmemiştir. Manevi tazminat istemi yönünden ise, manevi tazminata karar verilebilmesi için 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 24. maddesi hükmünde genel olarak açıklanan kişilik haklarına bir saldırı bulunması, hukuka aykırı fiil sonucunda kişilik haklarının zarar görmüş olması zorunludur.Davacının kişilik haklarının ihlal edildiği ispatlanamadığından ilk derece mahkemesince, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.

HMK’nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece EFT bedelinin tahsiline ilişkin davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle EFT bedelinin ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 11/07/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline dair davanın kabulüne karar verilmiştir.’’

Tüketici konumunda olan müşterilerin banka hesaplarından veya kredi kartlarından rızaları dışında gerçekleştirilen her işlemde bankanın sorumlu olması da söz konusu değildir. Burada müşterinin de şifresini, telefonunu veya bilgilerini bir başkasına vermemiş olması yani müşterinin işlemde herhangi bir kusurunun bulunmaması gerekmektedir. Bu durumda bankaya karşı maddi ve manevi tazminat talepli dava açılması mümkün olacaktır. Bankalara yönelik açılacak davalar hakkında detaylı bilgi almak için bu alanda uzman bir avukattan bilgi alınması önemlidir.