Tüketicinin cayma hakkı, 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği’nde düzenlenen, tüketicilere satın alınan üründen vazgeçme ve ürünün iadesi ile ödenen bedelin iadesi hakkıdır.
Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 18. Maddesi gereğince;
‘’Cayma hakkı
MADDE 18- (1) Tüketici, yedi gün içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin taksitle satış sözleşmesinden cayma hakkına sahiptir.’’
Cayma hakkında taksitli satışlarda tüketici herhangi bir gerekçe göstermeksizin 7 gün içerisinde aldığı ürünü satıcıya iade ederek bedelin iadesini talep edebilir. Cayma hakkının kullanılabilmesi için sayma hakkının satıcı veya sağlayıcıya bu 7 günlük süre içerisinde bildirilmiş olması yeterlidir. Satıcı veya sağlayıcının, cayma hakkı konusunda tüketiciyi bilgilendirme yükümlülüğü söz konusudur.
Cayma hakkının kullanılabilmesi için eğer ürün alıcıya teslim edilmişse alıcının bu sürede malı olağan bir gözden geçirme dışında kullanmamış olması gerekir. Bu sebeple cayma süresi içerisinde tüketici tarafından kullanılarak yıpratılan, zarar verilen ürünlerde cayma hakkı kullanılamayacaktır.
I.Tüketicinin 14 Günlük İade Hakkı:
Tüketicinin 14 günlük iade hakkı ise Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliğinin 9. Maddesinde düzenlenmiştir. Tüketici tarafından alınan ürünün 14 gün içerisinde iade edilmesi ancak mesafeli sözleşme söz konusu olduğunda mümkündür.
Mesafeli sözleşme, satıcı veya sağlayıcı ile tüketicinin eş zamanlı fiziksel varlığı olmaksızın, mal veya hizmetlerin uzaktan pazarlanmasına yönelik olarak oluşturulmuş bir sistem çerçevesinde, taraflar arasında sözleşmenin kurulduğu ana kadar ve kurulduğu an da dahil olmak üzere uzaktan iletişim araçlarının kullanılması suretiyle kurulan sözleşmeleri ifade eder.
Buna göre internet üzerinden e-ticaret sitelerinden, sosyal medya üzerinden ya da firmaların internet sayfalarından yapılan alışverişlerde mesafeli sözleşme söz konusudur ve tüketicinin 14 günlük iade hakkı bulunmaktadır.
Tüketici, mesafeli satışlarda 14 gün içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin sözleşmeden cayma hakkına sahiptir.
Cayma hakkı süresi, hizmet ifasına ilişkin sözleşmelerde sözleşmenin kurulduğu gün; mal teslimine ilişkin sözleşmelerde ise tüketicinin veya tüketici tarafından belirlenen üçüncü kişinin malı teslim aldığı gün başlar. Ancak tüketici, sözleşmenin kurulmasından malın teslimine kadar olan süre içinde de cayma hakkını kullanabilir.
Ayrıca tüketicinin cayma hakkı konusunda gerektiği gibi bilgilendirilmemesi halinde cayma hakkının kullanımı için 14 günlük süre sınırlaması bulunmamaktadır. Bu sebeple satıcı veya sağlayıcı tarafından cayma hakkı konusunda gerektiği gibi bilgilendirme yapılmaması halinde cayma hakkı her zaman kullanılabilir.
Cayma hakkının kullanılabilmesi için alıcının aynı zamanda tüketici olması gerekir. Tüketici ise ticari veya mesleki amaçlarla hareket etmeyen gerçek veya tüzel kişidir.
Mesafeli satış sözleşmesi kapsamında cayma hakkının kullanılacağı durumlarda cayma beyanının satıcı veya sağlayıcıya, süresi içinde yazılı olarak veya kalıcı veri saklayıcısı ile yöneltilmesi gerekmektedir. Satıcı ise cayma bildiriminin kendisine ulaştığı tarihten itibaren 14 günlük süre içerisinde tüketiciye bedeli iade etmek zorundadır.
Tüketicinin cayma hakkı hem kanun hem yönetmelikle düzenlenmiş bir hak olup satıcıların ‘’Ürünlerimizde iade yoktur.’’ ‘’Satılan mal iade alınmaz.’’ yönündeki bilgilendirmelerinin geçerliliği bulunmamaktadır. Kanunda ve yönetmelikte düzenlenen şartların bulunması halinde alıcı/tüketici herhangi bir gerekçe göstermeksizin cayma hakkına sahiptir.
II.Uyuşmazlıklarda Görevli ve Yetkili Mahkeme:
Tüketicinin cayma hakkına ilişkin uyuşmazlıklarda görevli mahkeme dava değerine göre Tüketici Hakem Heyeti Başkanlıkları veya Tüketici Mahkemeleridir. Tüketicic Hakem Heyetine başvuru sınırı 2025 yılı için 149.000,00 TL’dir. Buna göre 149.000,00 TL’nin altında olan uyuşmazlıklar için Tüketici Hakem Heyetine başvuru zorunluluğu bulunmaktadır. Bu tutarın üzerinde kalan uyuşmazlıklarda ise Tüketici Mahkemeleri görevli olup Tüketici Mahkemelerinde dava açmadan önce de arabuluculuk yoluna başvurulması zorunludur.
Cayma hakkına ilişkin uyuşmazlıklarda yetkili mahkeme davalının yerleşim yeri mahkemesi, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi ve tüketicinin ikametgahı mahkemesi veya hakem heyetidir. Tüketici bu mahkemelerden herhangi birine başvuruda bulunarak cayma hakkına ilişkin dava açabilir.
Cayma hakkının kullanımına ilişkin uyuşmazlıklar konusunda tüketici davalarında uzman bir avukattan destek alınması önerilir.
III. Emsal Kararlar:
· Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin E. 2015/24055 K. 2017/12619 Sayılı ve 18.12.2017 Tarihli Kararı;
‘’Davacı, davalının kendisini telefon ile arayarak eğitim amaçlı ürün sattıklarını ve eve gelip kendisine tanıtım yapabileceklerini belirttiğini, davacının kabulü üzerine eve gelerek tanıtım yaptıklarını ve 26/09/2014 tarihinde aralarında yapılan sözleşme sonucu 400 saat canlı ders setini satın aldığını, 50,00TL peşinat verdiğini, toplam 3.120,00 TL bedelin 24 ay taksitle ödenmesi üzerine anlaştıklarını, ürünün kullanımı için kendilerine daha sonra şifre verileceğinin belirtildiğini ancak cayma süresi içerisinde şifrenin verilmediğini ve ürünü kullanamadığını belirterek davaya konu sözleşmenin iptalini ve ödemiş olduğu 50,00 TL peşinatın kendisine iadesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, sözleşmede belirtilen 14 günlük cayma süresinde sözleşmeden cayıldığına dair herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı ve davacının tanık deliline de dayanmadığı, bu sebeple davacının cayma hakkını kullandığını ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, canlı ders ile ilgili sözleşme yaptığını ve bu konuda kendisine şifre verilmediğinden bundan yararlanamadığını iddia etmiş olup 6502 Sayılı kanunun 47. maddesinin 4. fıkrasında mal ve hizmetin sunulduğunun satıcı ve sağlayıcı tarafından ispat edilmesi gerektiği, 6. fıkrasında ise satıcı ve sağlayıcının yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde tüketicinin cayma hakkını kullanmakta 14 günlük süreye bağlı olmadığı açıkça belirtilmiş olup mahkemece bu hususlar değerlendirilmeden 14 günlük süre içerisinde cayma hakkı kullanılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.’’
· Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun E. 2018/544 K. 2018/1421 Sayılı ve 4.10.2018 Tarihli Kararı;
‘’Devre tatil sözleşmeleri 06.03.2003 tarihinden önce mevzuatımızda yer almamakta, bu sebeple uygulamada ağırlıklı olarak atipik, karma sözleşmelerden sayılmakta ve genel itibariyle sözleşme süresi boyunca her yıl belirli bir devreden belirli süre ile yararlanma yolunda şahsi hak sağlayan, taraflara karşılıklı edimler yükleyen isimsiz bir karma sözleşme olarak açıklanmakta iken; belirtilen tarihte yürürlüğe giren 4822 Sayılı Kanun ile 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 6’ncı maddesine (B) bendi olarak eklenen düzenlemede yasal tanımına kavuşmuştur.
Buna göre “Devre tatil sözleşmeleri, en az üç yıl süre için yapılan ve bu süre zarfında yıl içinde, belirli veya belirlenebilecek ve bir haftadan az olmayacak bir dönem için bir veya daha fazla sayıdaki taşınmazın kullanım hakkının devri ya da devri taahhüdünü içeren ve bir nüshasının tüketiciye verilmesi zorunlu, yazılı sözleşme ya da sözleşmeler grubudur”.
Ne var ki 4077 Sayılı Kanun’un bu yeni uygulamasında tüketicinin sözleşmeden cayma hakkı ile ilgili herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Oysa gerek tüketici hukukunun ruhu ve kapıdan satış, mesafeli satış gibi diğer sözleşmelerdeki kanun hükümleri, gerekse uluslararası alanda (Avrupa Birliği, 1994/47/AT sayılı, 26.10.1994 tarihli Yönetmeliği) karşımıza çıkan uygulamalar, devre tatil sözleşmelerinde de tüketicinin cayma hakkının bulunduğunun kabul edilmesini gerektirmektedir.
Bu doğrultuda oluşturulan yargısal kararlarla, devre tatil sözleşmelerinin ülkemizde tezahürünün çoğunlukla önceden herhangi bir mutabakat olmaksızın toplantılı grup satışları, tanıtım broşürü üzerinden pazarlama şeklinde ortaya çıktığı da göz önünde bulundurularak, devre tatil sözleşmesini imzalayan tüketicinin cayma hakkı yönünden kapıdan satışla ilgili mevzuat hükümlerinden faydalanması imkânı sağlanmıştır.
Kapıdan satış sözleşmeleri ise 4077 Sayılı Kanun’un 4822 Sayılı Kanun ile değişik 8’inci maddesinde düzenlenmiş olup bu madde hükmüne göre;
“Kapıdan satış; iş yeri, fuar, panayır gibi satış mekanları dışında yapılan satımlardır.
Bakanlık, kapıdan satış yapacaklarda aranılacak nitelikleri, bu Kanuna tabi olan ve olmayan kapıdan satışları ve kapıdan satışlara dair uygulama usul ve esaslarını belirler.
Bu tür satışlarda; tüketici, teslim aldığı tarihten itibaren yedi gün içinde malı kabul etmekte veya hiçbir gerekçe göstermeden ve hiçbir yükümlülük altına girmeden reddetmekte serbesttir. Hizmetlerin satımında ise bu süre, sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren başlar. Bu süre dolmadan satıcı veya sağlayıcı, kapıdan satış işlemine konu mal veya hizmet karşılığında tüketiciden herhangi bir isim altında ödeme yapmasını veya borç altına sokan herhangi bir belge vermesini isteyemez. Satıcı, cayma bildirimi kendisine ulaştığı andan itibaren yirmi gün içerisinde malı geri almakla yükümlüdür”.
Madde metninden de anlaşılacağı üzere, kapıdan satış sözleşmelerinde cayma süresi; sözleşmenin mal alımına dair olması durumunda malın teslimi tarihinde, hizmet alımına dair olması hâlinde ise sözleşmenin imzalandığı tarihte başlar.
Devre tatil sözleşmeleri çoğunlukla yalnızca belli bir odanın ya da taşınmazın belli dönemlerde kullanılmasından ibaret değildir; tüketiciler aynı zamanda tesisten ve tesiste verilen hizmetlerden de istifade ederler. 4077 Sayılı Kanun’a tabi uyuşmazlıklar yönünden devre tatil sözleşmelerinde tüketicinin cayma süresinin başladığının kabul edilebilmesi için tüketicinin sözleşmede kendisine tahsis edilen oda veya bölümü fiilen görmesi ve bu surette gerçek anlamda teslimin sağlandığının bu iddiayı ileri süren tarafından ispatlanması gerekir. Diğer bir anlatımla tecrübe ve muayene koşullu olan bu tip satışlarda cayma hakkının hizmetin ifasından sonra başlayacağı kabul edilmelidir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı tüketicinin sözleşme konusu olan tesise hiç gitmediği, tatil hakkını kullanmadığı anlaşılmıştır. O hâlde, tüketici tatil hakkından faydalanmadığına göre sözleşme imzalanmış olsa dahi cayma hakkı süresinin askıda kaldığı, davacının gönderdiği 09.01.2012 tarihli ihtarname ile cayma hakkını süresinde kullandığı ve buradan hareketle sözleşmenin feshi ve ödemelerin iadesi talebinin de haklı olduğu sonucuna varılmalıdır.
Açıklanan sebeplerle davacının karar düzeltme isteminin kabulüyle “onama” yönündeki Hukuk Genel Kurulunun 19.04.2017 tarihli ve 2017/13-637 E., 2017/757 K. sayılı kararının kaldırılmasına ve direnme kararının Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen ve Özel Daire bozma kararında belirtilen gerekçelerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında davacının devre tatile konu yere gitmediği ancak sözleşmede belirtilen tüm ödemeleri yerine getirdiği, sözleşmeyi benimsediği, cayma hakkını süresinde kullanmadığı, bu durumun 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesine aykırılık teşkil ettiği, bu sebeple Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca verilen onama kararının doğru olduğu ve karar düzeltme talebinin reddedilmesi gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüşler Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir. Sonuç itibariyle; yerel mahkeme direnme kararının bozulması gerekmiştir.’’

